Diş enfeksiyonu genellikle çürük, çatlak veya travma sonucu pulpa dokusunun enfekte olmasıyla başlar. Bakteriler dişin merkezindeki pulpa dokusuna ulaştığında enfeksiyon gelişir ve zamanla bu canlı doku ölebilir. Hekimlerin "nekrotik pulpa" dediği bu durumda bakteriler dişin içindeki kök kanallarında yaşamaya devam eder. Enfeksiyon daha sonra kökün ucuna ilerleyerek çevredeki kemiği etkileyebilir.
Diş ağrısı başladığında birçok kişinin aklına ilk gelen çözüm antibiyotiktir. Çünkü antibiyotik kullandıktan birkaç gün sonra ağrı azalabilir, şişlik inebilir ve kişi kendini çok daha iyi hissedebilir. Ancak ağrının geçmesi her zaman enfeksiyonun ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Diş enfeksiyonları neden genellikle kök ucunda görülür?
Enfeksiyon ilerledikçe dişin içindeki bakteriler kök kanalları boyunca aşağı doğru hareket eder. Bu nedenle enfeksiyonun kendisi dişin içinde başlasa da vücudun verdiği iltihabi yanıt çoğunlukla kök ucundaki kemikte görülür. Diş hekimlerinin sık kullandığı teknik terimlerden apeks de diş kökünün en uç kısmını ifade eder. Röntgenlerde görülen birçok enfeksiyon kök ucunda yer aldığı için hekimler sıklıkla "apikal lezyon" veya "apeks bölgesinde enfeksiyon" ifadelerini kullanırlar. Bu aslında enfeksiyonun dişin dışına çıkarak çevre dokuları etkilemeye başladığını gösterir.
Diş enfeksiyonlarında kullanılan antibiyotikler
Diş enfeksiyonu durumunda bazı antibiyotikler dar spektrumlu olmaları nedeniyle ilk tercihtirler. Bunlar arasında amoksisilin çok sık kullanılır; çünkü emilimi ve hasta uyumu daha elverişli olabilir. Daha geniş spektrumlu ko-amoksiklav ise sıkça tercih edilen diğer bir antibiyotiktir. Diğer taraftan penisilin alerjisi durumunda ise metronidazol en çok tercih edilen antibiyotiktir.
Aşağıdaki tabloda, erişkin ayaktan oral tedavi bağlamında en sık tercih edilen antibiyotik seçeneklerini karşılaştırabilirsiniz.
Çocuk, gebelik, emzirme ve ileri böbrek/karaciğer yetmezliği bu tablonun dışında tutulmuştur. Bununla birlikte kesin bilgi için doktorunuza başvurmanız gerekir.
| Antibiyotik | Ne için kullanılır? | Yaygın kullanım şekli | Tedavi süresi | Bilmeniz gerekenler |
Fenoksimetilpenisilin (Penisilin V)
|
Diş kaynaklı enfeksiyonlarda sık tercih edilen, dar spektrumlu bir antibiyotiktir. | Genellikle günde 2 kez 500 mg ağızdan alınır. Daha ciddi enfeksiyonlarda doz artırılabilir. | Çoğunlukla 3–5 gün | Genellikle ilk seçenek olarak önerilir çünkü gereksiz antibiyotik direnci gelişme riskini daha az artırır. Aç karnına alınmalıdır. Penisilin alerjisi olan kişiler kullanmamalıdır. |
Amoksisilin
|
Diş apseleri ve diğer ağız enfeksiyonlarında yaygın kullanılan bir antibiyotiktir. | Genellikle günde 3 kez 500 mg alınır. Ağır enfeksiyonlarda doz 1 grama çıkarılabilir. | Çoğunlukla 3–5 gün | Etkisi penisiline benzer ancak daha geniş bir bakteri grubuna karşı etkilidir. Bu nedenle gereksiz kullanımda antibiyotik direncine katkıda bulunabilir. Penisilin alerjisi olanlarda kullanılmaz. |
Metronidazol
|
Özellikle oksijensiz ortamda yaşayan bakterilerin neden olduğu diş enfeksiyonlarında etkilidir. | Günde 3 kez 400 mg alınır. | Çoğunlukla 3–5 gün | Penisilin alerjisi olan kişilerde alternatif olarak kullanılabilir veya ciddi enfeksiyonlarda başka antibiyotiklere eklenebilir. Tedavi sırasında ve bittikten sonraki 48 saat boyunca alkol alınmamalıdır. |
Ko-amoksiklav (Amoksisilin + Klavulanik Asit)
|
Daha dirençli veya karmaşık enfeksiyonlarda tercih edilen geniş spektrumlu bir antibiyotiktir. | Doz kullanılan ürüne göre değişir; yaygın olarak günde 2 veya 3 kez kullanılır. | Doktorun önerisine göre değişir | Daha geniş etki alanına sahip olduğu için her enfeksiyonda ilk tercih değildir. Yemekle birlikte alınması mide-bağırsak şikayetlerini azaltabilir. |
Azitromisin
|
Penisilin grubu ilaçları kullanamayan bazı hastalarda alternatif olarak tercih edilir. | Genellikle günde 1 kez 500 mg alınır. | 3–10 gün arasında değişebilir | Bazı kalp ritim bozuklukları olan kişilerde dikkatli kullanılmalıdır. Ayrıca bazı tansiyon, kolesterol ve kan sulandırıcı ilaçlarla etkileşime girebilir. |
Klaritromisin
|
Bazı dirençli veya yayılmış enfeksiyonlarda alternatif tedavi seçeneğidir. | Genellikle günde 2 kez 250–500 mg alınır. | Genellikle 5 gün | Özellikle penisilin kullanamayan hastalarda düşünülebilir. Kalp ritmi problemleri, karaciğer veya böbrek hastalığı olan kişilerde dikkatli kullanılmalıdır. |
Klindamisin
|
Geçmişte diş enfeksiyonlarında sık kullanılırken günümüzde daha çok belirli ve ciddi vakalarda tercih edilmektedir. | Genellikle günde 4 kez 300 mg alınır. Ağır enfeksiyonlarda doz artırılabilir. | Genellikle 5 gün | Bağırsak florasını etkileyebildiği için ciddi ishal veya bağırsak enfeksiyonu riskini artırabilir. Tedavi sırasında şiddetli ishal gelişirse hemen doktora başvurulmalıdır. |
Antibiyotik ağrıyı neden geçirir?
Antibiyotikler bakterilerin çoğalmasını yavaşlatır ve vücudun enfeksiyonla mücadele etmesine yardımcı olur. Bu nedenle hastalar genellikle birkaç gün içinde belirgin bir rahatlama hisseder.
Fakat dişin içindeki ölü doku yerinde kaldığı sürece enfeksiyonun kaynağı da ortadan kalkmış olmaz. Bu yüzden ağrının azalması ile enfeksiyonun tamamen iyileşmesi aynı şey değildir.
Şunu unutmamak gerekir, her diş ağrısının kaynağı farklıdır ve her diş ağrısında antibiyotik kullanımı uygun değildir.
Antibiyotikler neden her zaman yeterli değildir?
Antibiyotikler semptomları kontrol altına alabilir ancak enfeksiyonun kaynağını ortadan kaldıramaz.
Bunun nedeni oldukça basittir. Antibiyotikler kan dolaşımıyla taşınır. Ancak nekrotik pulpanın bulunduğu bölgede aktif bir kan dolaşımı yoktur. Sonuç olarak ilaç çevredeki dokulara ulaşsa da dişin içindeki bakteriyel kaynağı tamamen temizleyemez.
Her diş enfeksiyonu antibiyotik gerektirir mi?
Sanılanın aksine cevap hayırdır. Günümüzde birçok diş hekimliği kılavuzu, sistemik belirti göstermeyen lokal enfeksiyonlarda rutin antibiyotik kullanımını önermemektedir.
Buna karşılık bazı enfeksiyonlar daha agresif davranabilir. Eğer enfeksiyon dişin çevresindeki dokulara yayılmaya başlamışsa, yüzde şişlik oluşmuşsa, hasta ateşlenmişse veya yutma güçlüğü gibi belirtiler ortaya çıkmışsa tablo değişir. Bu durumda artık enfeksiyon yalnızca dişle sınırlı değildir ve antibiyotikler enfeksiyonun kontrol altına alınmasında önemli bir rol oynayabilir.
Antibiyotik kararı verirken hekimlerin baktığı şey yalnızca röntgende bir enfeksiyon görülüp görülmediği değildir. Asıl önemli olan, enfeksiyonun vücutta nasıl davrandığıdır. Sessiz ve kronik bir kök ucu lezyonu ile akut şişlik ve ateş oluşturan aktif bir enfeksiyon aynı şekilde değerlendirilmez.
Hangi durumlarda antibiyotik gerekir?
Yüzde belirgin şişlik oluşması, enfeksiyonun çevre dokulara yayılması, ateş, halsizlik, yutma güçlüğü veya ağız açmada zorlanma gibi belirtiler ortaya çıktığında antibiyotik tedavisi daha önemli hale gelir.
Bu tür durumlarda amaç yalnızca dişi değil, enfeksiyonun vücuda yayılmasını da kontrol altına almaktır.
Apse ve pus ne anlama gelir?
Apse, enfeksiyon sonucunda oluşan irin dolu boşluktur. Pus ise halk arasında iltihap olarak bilinen bu sıvının kendisidir.
Bir apsenin boşaltılması, yani drenaj yapılması, çoğu zaman hastanın hızlı şekilde rahatlamasını sağlar. Bu nedenle bazı vakalarda mekanik drenaj, antibiyotik kadar hatta daha önemli olabilir.
Broad-spectrum antibiyotik nedir?
Broad-spectrum antibiotic terimi geniş spektrumlu antibiyotik anlamına gelir. Bu ilaçlar birçok farklı bakteri türüne karşı etkili olabilir.
Diş enfeksiyonları genellikle tek bir bakteriden kaynaklanmaz. Özellikle kök kanal enfeksiyonlarında ve apselerde farklı bakteri türleri aynı anda bulunabilir. Bu nedenle hekimler çoğu zaman enfeksiyonun kesin bakteriyel yapısı bilinmediğinde, geniş spektrumlu antibiyotikleri tercih ederler. Amaç, olası bakterilerin büyük bölümünü hedef alabilmektir.
Ancak geniş spektrumlu olması, bir antibiyotiğin her zaman daha iyi olduğu anlamına gelmez. Hatta gereksiz yere geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı bazı sorunlara yol açabilir.
Antibiyotik direnci neden önemlidir?
Gereksiz antibiyotik kullanımı bakterilerin zamanla ilaca karşı direnç geliştirmesine neden olabilir. Bu durum gelecekte oluşacak enfeksiyonların tedavisini zorlaştırabilir.
Bu nedenle modern diş hekimliği yaklaşımı, antibiyotikleri yalnızca gerçekten gerekli olduklarında kullanmayı hedefler.
İmplant ve kemik greftlerinde antibiyotik kullanılır mı?
Diş implantı veya kemik grefti gibi cerrahi işlemlerde bazı hekimler koruyucu amaçla antibiyotik kullanmayı tercih edebilir. Bazen bu ilaçlar operasyon sırasında damar yoluyla verilir. Özellikle IV sedasyon altında gerçekleştirilen operasyonlarda antibiyotik işlem sırasında damar yoluyla (intravenöz, IV) uygulanabilir. Böylece ilaç operasyon sırasında dokularda yeterli seviyeye ulaşmış olur.
Kemik grefti (bone graft) işlemlerinde de benzer bir yaklaşım görülebilir. Kemik grefti, implant yerleştirmek için yeterli kemik hacmi bulunmadığında veya çekim sonrası oluşan boşluğun korunması gerektiğinde uygulanan bir prosedürdür. Bu tür işlemlerde enfeksiyon gelişmesi hem greft materyalinin hem de implantın başarısını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle bazı vakalarda antibiyotik desteği tercih edilir.
Ancak günümüzde her implant vakasında uzun süreli antibiyotik kullanımının gerekli olduğu konusunda tam bir görüş birliği bulunmamaktadır. Tedavi planı hastanın durumuna göre belirlenir.
Sonuç
Diş enfeksiyonlarında antibiyotikler ağrıyı azaltabilir, şişliği kontrol altına alabilir ve enfeksiyonun yayılmasını yavaşlatabilirler. Fakat enfeksiyonun kaynağı yerinde kaldığı sürece sorun tekrar ortaya çıkabilir.
İster apikal lezyon, isterse diş apsesi söz konusu olsun, kalıcı tedavi genellikle enfeksiyon kaynağının yok edilmesi ile sağlanır. Bu nedenle antibiyotikleri enfeksiyonu kontrol altında tutan bir destek tedavisi olarak görmek gerekir.
Diş enfeksiyonlarında antibiyotik kullanımı hakkında daha detaylı bilgi almak için Antalya’da hizmet veren Antlara Dental’in uzman diş hekimleri ile görüşebilirsiniz.
Bu metin bilgilendirme amaçlı yazılmıştır. Diş hekiminizin önerileri esas alınmalıdır. Muayene için iletişime geçiniz.
